DUYURULAR



SPOR AKADEMİSİ YAZ GRUBU ANTRENMANLARINA 17 NİSAN 2010 GÜNÜ SAAT 15.00 BAŞLIYOR

Mustafa EROL
0212 356 63 30
0507 214 87 36
0536 410 62 31

mustafaerol60@hotmail.com



 

HABERLER
İLETİŞİM
MERKEZ

ADRES
Büyükdere Cad. Feride Apt. No:57 Kat:2
M.Köy / Istanbul
(Ali Samiyen Stadın'ın karşısı, Merhaba Sürücü Kursunun Bulunduğu Bina)

TELEFON
(0-212) 356 63 30 || (0-212) 356 18 45
GSM
(0-536) 410 62 31 || (0-543) 839 98 59
MSN
mustafaerol60@hotmail.com
(online sorularınız için)



BAKIRKÖY

ADRES
Hüsreviye Sok. No:20 Bakırköy Kültür
Merkezi Arkası - Bakırköy

TELEFON
(0-212) 542 37 94 || (0-212) 356 18 45


KADIKÖY

ADRES
Pavlonya Sokak No:2 Kanberoğlu İş Hanı Osmanağa Camii arkası Kat:1 Büro:25
Kadıköy

TELEFON
(0-216) 449 63 91 || (0-505) 451 06 97
(0-536) 410 62 31 || (0-505) 526 83 79





ANAEROBİK KAPASİTEDE ENERJİ OLUŞUMU

ANAEROBİK KAPASİTEDE ENERJİ OLUŞUMU

              Ani ve çok yüksek tempoda yapılan yüklenmelerde organizma oksijensiz ortamda enerji sağlayarak faaliyetini sürdürebilir.

              Organizma anaerobik ortamda iki şekilde enerji sağlayabilir.

a)      Aktivite anında hazır bulunan ATP ve CP’ ı kullanarak.
b)      Glikozu bozuşturarak.

             Adenosintriphosphat, organizmanın bütün enerji işlemlerini yapan temel taştır. Bir uyarım geldiği vakit kendisini oluşturan üç phosphattan birini açığa çıkarır ve Adenosindiphosphat “ADP” + Phosphat “P” + Enerji şekline dönüşür. Bu dönüşüm neticesinde meydana gelen ısı enerjisi ise, değişik mekanizmaların araya girmesi sonucu mekanik enerji haline getirilip, organizma faaliyeti devam ettirilir. Hücrelerdeki ATP, uyarım devam ettiği müddet zarfında ancak 2-3 saniye müddetle enerji sağlayabilir. “Kontraksiyon yaptırır.” Uyarım devam ederse, organizma hemen hücrelerdeki ikinci enerji kaynağı olan Creatinphosphat’ı devreye sokar ve onu Creatin + Phosphat şekline dönüştürür. Bu dönüşümde açığa çıkan phosphat ADP ile birleşerek: ADP + P = ATP olur. ATP yine bozuşur.

              ATP        ADP + P +Enerji olur. Böylece organik hareketler için “kontraksiyon” gerekli enerji elde edilmiş olur. Organizma bu şekilde anca 20 saniye müddetle enerji oluşturur. Bu şekilde enerji elde etmenin ilk 7 saniyesinde, organizmada Laktak “yorgunluk asiti” meydana gelmez.Bu şekilde enerji elde edilmesine anaerobik alaktasid enerji elde edilme denir.

              Organizmanın bu şekilde enerji elde etmesinden faydalanarak, antrenmanlarda 8 saniye kadar süren yüksek süratteki yüklenmelere Alaktak çalışmaları denir. Bu tip çalışma şekillerinde vücutta asit birikmez ve ATP ve CP rezervi artar. Ancak, uygulamanın kalp ve dolaşım sistemine hiçbir olumlu etkisi olmaz.

              ATP ve CP rezervleri kullanılınca, hemen adaledeki glikoz bozuşumu başlar.

 

                                      Anaerobik

                        Glikoz                          Laktik asit + 47 Cal. (2ATP)

 

              Yukarıda formüllerden de görüleceği üzere, bir molekül glikozun oksijensiz ortamda bozuşması neticesi meydana gelen düşük enerji ile iki molekül ATP sentezi yapılır. Bu bozuşum esnasında hem düşün enerji, hem de laktik asit meydana gelir. Süre uzadıkça laktik asidin miktarı da artar. Bu artış kas kasılma mekanizmasını bozar.Laktik asit “C3 H6 O3” organizmadaki asit dengesini bozup çoğaltır. Meydana çıkan bu ATP ile faaliyete tekrar devam edilir. Oksijensiz ortamda en fazla iki dakika müddetle organizma glikozdan ATP sentezi yapmak sureti ile faaliyetini yürütebilir. Bu zamanın sonunda muhakkak oksijenli bir ortamda enerji elde edimi zorunluluğu doğar. Böyle bir durumda oksijen alımı başladığı takdirde, laktik asidin 1/5’i okside olur. Oksidize esnasında meydana gelen enerji ile ise, geriye kalan 4/5’lik kısım glikoz “glikojen” haline getirilir. Elde edilen glikoz “glikojen” ise tekrar ATP elde ediminde kullanılır.

              Holman’a göre alaktasid enerji kaynağı daha önemlidir. Çünkü yüksek şiddetteki kısa süreli eforlardan sonra gelen daha düşük şiddetteki eforlar ile ATP deposu devamlı yenilenerek kanda laktad artmamaktadır. Calligaris’e göre 90 dakikalık futbol müsabakası içinde futbolcular 10–20 metreleri 40–60 defa koşmaktadırlar. Holman 20–30 metredeki hızın futbol için daha önemli olduğunu söylemektedir. Bu analizler 3–8 saniyelik eforların futbol oyununda daha çok olduğunu ve dolayısı ile alaktasid enerji türünün daha çok kullanıldığını anlatır. Eğer istirahatta pasif dinlenme yerine aktif dinlenmeler yapılırsa organizmada laktik asidin daha çabuk azaldığı görülmüştür. 10–20 metrelerdeki alaktasid metabolizma payı % 45, laktasid metabolizma payı % 20, aerobik kapasitenin payı ise % 35 civarında bulunmuştur. Yine Calligaris’e göre 30 metrenin üzerindeki sprinterlerin 6–8 kereyi geçmediğini gözlenmiştir. Bu gözlemlerle 2–8 saniyelik top ile ya da topsuz sprintlerin futboldaki ve antrenmandaki önemi açıktır. Sonuç olarak tekniğin sürat ve dayanıklılık ile birleştirilmesi gibi bir netice ortaya çıkar.